| Faruk BEŞER : Zevkperestlik ve oruç |
|
|
Yaşamanın gayesi zevk almak mıdır? Hedonizm bunu iddia eder. Bu felsefeye göre iyinin ve kötünün ölçüsü de zevktir. Zevk alınan şey iyi, alınmayan şey kötüdür. Yaşamanın gayesi zevk almak mıdır? Hedonizm bunu iddia eder. Bu felsefeye göre iyinin ve kötünün ölçüsü de zevktir. Zevk alınan şey iyi, alınmayan şey kötüdür. İnsanın dünyada zevk aldığı şeyler toplansa muhtemelen hepsi yeme-içme, cinsel ilişki, oyun ve eğlence maddelerine indirgenebilir. Müzik, gezip görme, ya da gezip görülecek şeyleri şimdilerde ekrandan izleme de yine bunlara dahildir. Bütün bunların elbette İslam `da da meşru olan bir alanı vardır. Bazılarının asgari sınırı bile olabilir. Mesela insanın hayati fonksiyonlarını yerine getirecek kadar yemesi içmesi farzdır. Bunu kasten yapmazsa intihar etmiş ve günah işlemiş olur. Maddi ve manevi zararlar söz konusu olduğunda evlenmesi bile farz olabilir. Diğer zevklerde de kişiye ve zamana göre değişen bir asgari sınır bulunabilir. Bu zevklerin aynı zamanda azami sınırı da vardır. Mesela doyduktan sonra yemek yeme haram ya da mekruhtur. Ama bu haramlığın başlama noktası belli değildir, ya da en azından net değildir. Bunu belirleme bir bakıma insanın kendisine ya da belki de bilimin tespitlerine bırakılmıştır. Diğer zevkler de böyle. İnsan zevk alırken bile meşru çizgiyi bilmek ve orada durmak zorunda. Bu çok zorlu bir imtihan. Kısaca İslam , insanın zevk almasını yasaklamaz, belki zevk için yaşamasını yasaklar. Çünkü yeme içme zevkini imkan bulduğu ve canının (nefsinin/hevasının) istediği miktarda tatmin etmek için yaşayan bir insan, bütün erdemleri tüketecek bir noktaya kadar gidebilir . Açık büfesinde yüz çeşit çerez, yüz çeşit yemek, yüz çeşit tatlı ve meyve bulunan yedi yıldızlı bir lokanta düşünün. Ben Kuveyt `in meşhur kulelerinde böyle bir lokantada bir davete katılmıştım. İnsanın hepsine iştahı çekiyor, ama yiyebileceği miktar belli. Karnı doyuyor ama gözü doymuyor. Önce oburluğun ilk basamağında ihtiyacından fazla yiyebiliyor, yerken israf ediyor. Sonra yediklerini sindirebilmek için çareler arıyor, soda vb. şeyler içiyor. Belki de Romalılar gibi çıkarıp tekrar tekrar yeme adiliğini dahi gösterebiliyor. Sonunda da zevkperestlik onun sağlığı başta olmak üzere ahlakını da her şeyini de bozuyor. İnsanoğlu bu dünyada sonsuz bir zevk arıyor ya da cennetini adeta burada istiyor. Ama buranın şartlarına göre yaratılan kapasitesi buna müsait olmadığı için, bir noktadan sonra yeme içme zevki dahi önce zevksizliğe, sonra da hatta acıya, sıkıntıya ve ıstıraba dönüşüyor. Sanki fıtratındaki bir program ona, dur! Yeter! Bu tattıklarının mükemmel derecesi burada değil, başka yerde. Sabret ve orayı bekle. Bunlar sadece tadımlık ve vitrinlik zevklerden ibaret, tüketme yeri burası değil diyor. O halde yeme içme zevkini tatmin, sonsuz mutluluğa ulaşmanın yolu olmamalı. Bunun en ilginç örneği Amerikalılar olsa gerek. Meşhur söylemle, dünyada on Asyalı , bir Avrupalıyı , on Avrupalı ise bir Amerikalıyı doyurmak için çalışıyor. Ama Amerikalıların en büyük derdi obezite. Elbette ihtiyaçların asgari düzeyde karşılanmaması hali de bir mutsuzluk sebebi. Cinsel zevkler de farklı değil. İnsanlar her sağlıklı fıtratın normal diyeceği şekliyle yetinmeyip bu konuda fanteziler arayabiliyor. Olmuyor başka yollar deniyor. Çin işi, Japon işi diye gidiyor. Sonra cinsel sapmalar başlıyor. Hayvanlara dahi tenezzül ediyor, akla hayale gelmedik rezillikler yapıyor. İşi pislik yemeye kadar vardırıyor. Dünyada bu kadar adileşen hiçbir hayvan yoktur. Galiba Ademoğlunun cinsellik imtihanı kadar zor, ama kazanıldığında da onun kadar ücreti büyük bir başka imtihanı yok. İşte en temel iki zevkte, yeme-içme ve cinsellikte durum böyle. Diğer zevklerde de durum bundan farklı değil. Hangisi insana sürekli artan bir mutluluk verebilir? Şairin dediği gibi Birazcık su ve kepek, şu kuduz nefse kifaf; Dünyada varsa söyle, sabaha çıkan zifaf Ve bir başkasının dediği: Eğer ten besler isen fil olasın Gıdayı ruha ver, Cibril olasın O halde karşımızda aklın sadece iki yolu gözüküyor: 1.Sadece dünyada mutlu olabilmek için bile bu zevklerin akli ve bilimsel bir sınırlamasının yapılması. 2.Mademki, bu zevkler dünyada artarak sürdürülemiyor, hatta ıstıraba dönüşüyor, ama buna karşılık biz hep daha ilerisini arıyor ve arzuluyoruz, o halde bu zevklerin hiç bitmeden sürdürülebileceği başka bir dünya bulunmalıdır. Ona ulaşmak için bize burada adeta sadece tattırılan bu nimetleri meşru ölçülerle sınırlandırmasını bilebilmeliyiz. Marketlerde size reklam için tattırılan peynir ya da tatlı parçacıklarından doymaya kalkarsanız sizi önce ayıplarlar, sonra da dışarı atarlar. Bu bilgiler ışığında şu ayet ve hadislerin ne kadar anlamlı oldukları anlaşılmış olmuyor mu? `Kafirlerin ateşe sunulacağı günü düşünün. Onlara şöyle denecek: Siz bütün güzelliklerinizi dünya hayatınızda bitirdiniz ve onların zevkini yaşadınız. Artık bu gün aşağılayıcı azapla cezalandırılacaksınız. Çünkü yeryüzünde haksız yere büyüklendiniz ve orada fesat çıkardınız`. (46/19). `Allah iman edip Salih amel yapanları içlerinde nehirler akan cennetlere koyacaktır. Çünkü kafirler zevk peşinde koşarlar ve hayvanların yediği gibi yerler. Artık onların sığınağı ateştir`. (47/12). `Müslüman bir midesiyle yer, kafir ise adeta yedi midesiyle yer`. (Hadisi şerif). O halde bir mümin, Ramazan `ın aynı zamanda bir zevkleri sınırlandırabilme ve rantabl düzeye getirip orada tutabilme eğitimi olduğunu bilmeli. Ramazanda ne yapmalI? Elbette oruç tutmalı, ama şu hususlara dikkat etmeli: 1.Her şeyden önce Ramazan Kuran ayıdır, onda Kuran `la daha çok haşir neşir olmalı, çok okumalı ve anlamını düşünmeli, asıl metninin yanında mealini de okumalı. Okuma bilmeyenler öğrenmeye başlamalı. İyi okuyamayanlar iyi okumayı öğrenmeli, bunun için yardımcı bulmalı. Çoluk çocuğuna Kuran okutmaya başlamalı. Kuran okuma karşılığında asla para almamalı ve alanlara okutmamalı. 2.Yemeğini kesinlikle düzene koymalı. Ramazanı bir yemek yeme ayı haline getirmemeli. Her gün yediğinden daha az yemeli, bu süreyi bir insana yetecek kadar yemeye alışma eğitimi için fırsat bilmeli. 3.Sigara içenler bu süreyi fırsat bilip sigarayı bırakmalı. Sahurdan akşama kadar sigara içmeden durabilen insanın, hiç içmeden de durabileceğini kendisine kabul ettirmeli. 4.Ve en önemlisi, orucun Allah `ın emri olduğu için tutulduğu şuurunda olmalı ve orucun asıl gayesinin takvaya ulaşmak olduğunu bilmeli. Kolon bağlama caiz midir? Üç tane çocuğum var, dördüncüye hamileyim. Doğumda kolonlarımı bağlatmayı düşünüyorum. Hem bu kadar çocuğu bakmakta zorlanıyorum, hem de sağlığım bozuldu. Bunu yapmam caiz olur mu? Kadınların kolonlarının bağlanması hemen hemen dönüşü olmayan bir uygulamadır. Bir anlamda insanın üreme kabiliyetinin sonlandırılması ve artık bu fonksiyonun iş göremez hale getirilmesidir. Oysa insanoğlunun devamını sağlayan en önemli özelliği budur. Böyle dönüşü olmayan yollarla insanın temel bir fonksiyonunun sonlandırılması caiz olamaz. Çünkü bu insanın fıtratına müdahaledir ve yaratışını bozmadır. Allah `ın yaratmasını bozma ise şeytan işi olarak nitelendirilmiştir. Ancak adil doktorlar, kadının bir daha doğum yapması halinde yüksek ihtimalle hayati tehlikesinin olduğunu söylerlerse bu durumda caiz olabilir. Yoksa bakamıyorum, ya da sinirlerim bozuluyor demek meşru bir mazeret değildir. Star |
|||
| Sonraki > |
|---|
| deneme |